Sürdürülebilirlik artık yeterli mi? Yoksa oteller için yeni kavram "operasyonel dayanıklılık" mı olmalı?
Son yıllarda Türkiye'de Güvenli Turizm Programı ve sürdürülebilir turizm kriterleri sektörümüz adına önemli kazanımlar sağladı.
Bu uygulamalar, hijyen ve sürdürülebilirlik kültürünün gelişmesine ciddi katkı sundu. Ancak dünya değişiyor. Aşırı sıcak hava dalgaları, su kaynakları üzerindeki baskı, gıda tedarik zincirindeki kırılganlıklar, yeni halk sağlığı riskleri ve çalışan refahı gibi konular artık sadece çevresel veya operasyonel başlıklar değil; doğrudan iş sürekliliğini etkileyen riskler.
Önümüzdeki dönemde otelleri farklılaştıracak soru şu olacak: "Bu tesis beklenmedik bir risk karşısında hizmet kalitesini ve misafir güvenliğini ne kadar sürdürebilir?" Belki de bundan sonraki adım, sürdürülebilirlik kriterlerini operasyonel dayanıklılık (Operational Resilience) yaklaşımıyla desteklemek olmalı.
Bu bakış açısı;
✔️ Gıda güvenliği
✔️ Su güvenliği
✔️ Havuz ve lejyonella risk yönetimi
✔️ Çalışan yemek hizmetlerinin güvenliği
✔️ İklim kaynaklı operasyonel riskler
✔️ Acil durum hazırlığı ve iş sürekliliği gibi başlıkları daha bütüncül bir çerçevede ele almayı gerektiriyor.
Misafirler sadece konfor satın almıyor; güven, istikrar ve öngörülebilir kalite de satın alıyor.
Önümüzdeki yıllarda rekabet avantajı, yalnızca "sürdürülebilir" otellerde değil; aynı zamanda her koşulda güvenli hizmet sunabilen, operasyonel olarak dayanıklı otellerde olacak.
